Her gün Angry Birds oynanarak geçirilen toplam süre 125 yıl

Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün “Gelişen Dünya, Değişen Medya” adlı sosyal medya söyleşi dizisindeki 5. konuğu Google Türkiye, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan sorumlu bölge pazarlama müdürü Mustafa İçil, mobil oyun pazarının önemini anlatırken “Her gün Angry Birds oynanarak geçirilen toplam süre 125 yıl” dedi.

Haber ve Fotoğraflar: Ediz Tokabaş

GSÜ-HA (İstanbul) İletişim Kulübü’nün “Gelişen Dünya, Değişen Medya” adındaki sosyal medya etkinliklerinin 5. Konuğu Google’ın Bölge Pazarlama Müdürü Mustafa İçil, “Türkler her ayın 10 saatini internette geçiriyor. Bu da bizi dünyada sosyal medyayı kullanma oranında 4. sıraya taşıyor.” diyerek sosyal medyada Türkiye pazarının önemine dikkat çekti.

Markalar için artık internette içerik yönetiminin daha önemli hale geldiğini anlatan İçil, “Kimse sizden mükemmel olmanızı beklemiyor. Tüketicinin istediği, markam hata yapmasın düşüncesi değil, markam benimle yürüsün mantığıdır. Marka içeriğini doğru oluşturmak için müşteriyi dinlemek gerekiyor. Müşteriyi dinlemediğiniz zaman da itibar yönetimi dediğimiz şey ortaya çıkıyor. Burada marka için önemli olan, hakkımda yazılanı nasıl silerim demek değil, hakkımda yazılanları nasıl pozitife çevirebilirim olmalıdır.” sözleriyle bu sektörde çalışmak isteyen gençlere tecrübelerini aktardı.

İnternetin sağladığı imkanlara da değinen Mustafa İçil, “İnternetin sağladığı en büyük olanaklardan biri de, kuşkusuz show dünyasındaki fenomenlere daha rahat ulaşabilmeniz. Bu kadar kolay iletişim imkanı da, insan psikolojisinin en temel özelliklerinden birini tetikliyor: Artık daha kolay meşhur olabiliyorsunuz, daha çabuk keşfedilebiliyorsunuz. Masallar gerçek oluyor artık. Sevin, sevmeyin; Justin Bieber internete bir video koyuyor ve onunla meşhur oluyor, Rebecca Black yine öyle… İnternet artık kendi fenomenlerini yaratıyor.” dedi.

Mobil pazardaki büyümeye de dikkat çeken İçil şöyle devam etti:
“Mobil uygulama pazarı büyüyen bir sektör haline geldi. Ucuza yaptığınız uygulamalar bir tıkla sahibine milyonlarca dolar kazandırıyor. Angry Birds, 140.000 dolara mal olmasına rağmen, yapım şirketine 70 milyon dolardan fazla para kazandırdı. Oyunun popülerliği ise gün geçtikçe büyüyor. Her gün Angry Birds oynanarak geçirilen toplam süre 125 yıl.”

Değişim konusuna değinen İçil, “1980′lerde konserlerde anı yakalamak adına çakmak yakılır, sallanırdı. 2000′lerde çakmak tutmak, cep telefonuna döndü. Şimdilerde ise konser anında, sosyal medyada görüntü, ses paylaşmak anı yaşamak oluyor.” diyerek yaşanan değişimde sosyal medyanın önemine dikkat çekti.

Yaklaşık 1,5 saat süren İletişim Kulübü etkinliği, kulübün eş başkanı Ediz Tokabaş’ın Mustafa İçil’e plaket vermesiyle sona erdi.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

GSÜ Cihan’ı geri aldı

“Puşi davası” olarak ün yapan, GSÜ öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün yargılandığı davanın 8. duruşmasında tahliye kararı çıktı. Kararı sevinçle ve halaylarla karşılayan arkadaşları “Dava bitmedi, daha yeni başlıyor” sloganlarıyla Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne giderek Cihan’ı aldılar. Cihan için hazırlanan klip Twitter’de en çok paylaşılanlar arasına girdi

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği öğrencisi Cihan Kırmızıgül, puşi taktığı için molotoflu saldırıya katıldığı öne sürülerek 25 aydır tutuklu olarak yargılandığı davanın 8. duruşmasında tahliye oldu. Duruşmayı izlemeye Galatasaray Üniversitesi’nden otobüslerle gelen öğrenci arkadaşları ve öğretim üyeleri, tahliye sevincini Çağlayan’daki adliye kapısı önünde halay çekerek kutladılar. Arkadaşları daha sonra Cihan Kırmızıgül’ün tutuklu bulunduğu Tekirdağ 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne kadar giderek tahliye edilinceye kadar Cihan’ı cezaevi önünde beklediler ve geri aldılar.

2 yıldır “terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklu olarak yargılanan GSÜ öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün yargılandığı , İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, hakim Rüstem Eryılmaz dışındaki hakimlerin HSYK’nın düzenlediği eğitim seminere katılması üzerine, başka mahkemelerden hakimler yer aldı. Mahkemenin ara karar vereceğini açıklaması üzerine esas hakkındaki savunmasını yapmayan avukatlar Fikret İlkiz ve Hasan Fehmi Demir, tahliye talebinde bulundular. Savcı İsmail Işık’ın yargılamanın tutuklu olarak sürmesi talebine karşın yeni heyetin tahliye kararı alması, dışarıda Cihan’ı bekleyen GSÜ’lü arkadaşları tarafından sevinçle karşılandı.

Tahliye kararını dışarıdaki duruşmayı izleyen GSÜ’ lülere aktaran GSÜ öğretim elemanlarından Mehmet Karlı “Mücadele etmeyi yeni öğreniyoruz, diğer tutuklu öğrencilerin dosyalarıyla da ilgileneceğiz. Biz bu davada beraat istiyoruz, tahliye ilk adımdır.” dedi.

“Cihan’a destek için sabah erkenden GSÜ’den otobüslerle Çağlayan’daki adliye önüne gelen arkadaşları, duruşma boyunca sloganlarla ve halaylarla bekleyişteydi. Sabah 10.30’da yapılan basın açıklamasını okuyan Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, Cihan’ın dava sürecini anlattı ve “Bu süreçte yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen Cihan gülümsemeye devam ediyor. Çünkü daha 24 yaşında ve her şeye rağmen hayata umutla bakıyor.” dedi.
Cihan’ın kardeşi Serhat Kırmızıgül bunun vicdani bir dava olduğunu ve ne sonuç çıkarsa çıksın sağduyuyu elden bırakmayacaklarını belirtti. Duruşma, 11 Mayıs 2012 tarihine ertelendi. İddianamede, Kırmızıgül’ün 19 ile 61,5 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılması talep ediliyor

Tahliye kararını büyük bir sevinçle ve halaylarla karşılayan arkadaşları “Dava bitmedi, daha yeni başlıyor” sloganlarıyla Tekirdağ’ın yolunu tuttular.

25 aydır tutuklu yargılanan Cihan Kırmızıgül’ün davasını başından bu yana takip eden Galatasaray Üniversitesi öğrencileri ve öğretim görevlileri, Cihan’a destek olmak için bir klip hazırladı. Klip sosyal paylaşım sitesi Twitter’da da en çok paylaşılan videolar arasına girdi.

Görüntülü Haberler kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

“GSÜ Cihan’ı geri istiyor”

23 Mart’ta 8. duruşması yapılacak olan tutuklu GSÜ öğrencisi Cihan Kırmızıgül için basın açıklaması yapan arkadaşları “Cihan’ın ömründen daha fazla çalınmasına tahammülümüz yok.” dediler.

Haber – Fotoğraf: C. Güneş Seferoğlu

GSÜ-HA (İstanbul) Poşu taktığı için molotoflu saldırıya katıldığı öne sürülerek 2 yıldır  “terör örgütüne üye olmak” suçundan tutuklu olarak yargılanan GSÜ öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün arkadaşları, üniversite kantininde hafta başından bu yana masa açarak  23 Mart’taki duruşmaya katılım çağrısı yaptılar. Doğaçlama tiyatro gösterisi ve forumun ardından yapılan basın açıklamasında “ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin elimizden alınmasına karşı sesimizi yükseltmek için Çağlayan’a gidiyoruz” denildi. GSÜ kantininden çıkış kapısına kadar 400’e yakın öğrenci ve öğretim görevlisi yürüyüş yaptı.

Kapıda bekleyen basın mensuplarının içeri alınmaması ve girmek isteyenlere ÖGB’nin müdahalesi gerginlik yarattı. Rektörlüğün talimatıyla basının içeri alınmayacağını söyleyen görevlilerin gazetecilerin üzerine kapıyı kapatması öğrenciler tarafından “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek” sloganları atılarak protesto edildi. Akademisyenlerin çağrısı üzerine kapıyı açan ÖGB,  basını okulun içine sokmayınca basın açıklaması da çıkış kapısında yapıldı.

Sesimizi yükseltmek için Çağlayan’a

Basın açıklamasını GSÜ Hukuk Fakültesi öğretim görevlisi Mehmet Karlı okudu. Açıklamada öncelikle Cihan’ın çelişkili ifadelere dayanılarak 2 yıl süren tutsaklığı ve dava süreci anlatıldı. Mahkemenin,  “dinlenmeyen tanıkların dinlenmesi, ‘mobese’ ve özel kamera görüntülerinin toplanarak somut deliller üzerinden yargılama yapılması” taleplerini reddettiğini aktaran Karlı, “Soruyoruz; soruşturmanın derinleştirilmesi neden istenmiyor? Gerçeklerin ortaya çıkmasından neden çekiniliyor? Gerçeklere yüz çevirerek
nasıl adalet sağlanır?” dedi. Tutuklu öğrencilerin sayısının yüzlerle ifade edildiğine dikkat çeken Karlı, 23 Mart’ta Çağlayan Adliyesi’nde yapılacak duruşma için “Bu ülkenin öğrencilerinin, akademisyenlerinin ve bu ülkede yaşayan tüm insanların ifade ve örgütlenme özgürlüklerinin ellerinden alınmasına karşı sesimizi yükseltmek için Çağlayan’a gidiyoruz.” diyerek çağrı yaptı.

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

“Demokrasi parti açmak değildir”

Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün düzenlediği etkinliğe katılan Banu Avar, “Demokrasiyi sağlayan şey ekonomik özgürlüktür” dedi 

Haber ve Fotoğraflar: Umur Burak Ayaz

GSÜ-HA (İstanbul) İletişim Kulübü’nün konuğu olarak Galatasaray Üniversitesi’ndeki söyleşiye katılan televizyoncu, belgeselci ve yazar Banu Avar  “Türkiye Gündemi” ni yorumladı. Avar, gelecekte yükselen değer olarak Asya’nın önemine vurgu yaparak, “Future  is Asia sözü her şeyi açıklıyor. Tüm Batı dünyasında da bu görüş hakim. Büyük ailelerin çocukları artık batıdaki okullarda değil, Asya’da eğitim görüyor.”  şeklinde konuştu.

Demokrasi konusuna da değinen Avar, “Demokrasi parti açmak değildir. Irak’ta da partiler var, Afganistan’da da. Irak, Afganistan demokratik mi sizce? Değil. Demokrasiyi sağlayan şey ekonomik özgürlüktür, ekonomik özgürlüğünüz olduğunuz sürece demokratiksinizdir.” diyerek demokrasinin siyasetle değil, ekonomiyle alakalı olduğunu söyledi.

Millet kavramını batılıların Orta Doğuyu karıştırmak için uydurduğu bir terim olarak nitelendiren Avar, görüşünü desteklemek için şu örneği verdi: “Fransa’da Ermeni bir din adamıyla görüşmeye gittiğimde  (Fransa vatandaşı bir Ermeni olarak Türkiye-Ermenistan sınırının açılması konusunda ne düşünüyorsunuz?) diye soruyorum, (siz bana milliyetimle seslenemezsiniz!) diye sinir harbine giriyor adam. Fransa’da insanların ırkı yasalarla korunuyormuş, Avrupa’da milliyet sorunu yok ki. Adamlara Türkiye dediğinde (orası başka) diyorlar.”

İletişim Kulübü etkinliği,  kulübün eş başkanı Beste Eşerler’in Banu Avar’a plaket vermesiyle sona erdi.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Alaz: Tek doğru seçenek yoktur

Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün “Gelişen Dünya, Değişen Medya” adlı sosyal medya söyleşi dizisindeki dördüncü konuğu Özgür Alaz’dı. Sosyal Medya ve Pazarlama konusunda önemli isimlerden biri olan Alaz, pazarlama dünyasını anlatırken “hiçbir zaman tek bir doğru seçenek yoktur” dedi.

Haber ve Fotoğraflar: Umur Burak Ayaz

GSÜ-HA (İstanbul) GSÜ İletişim Kulübü’nün “Gelişen Dünya, Değişen Medya”  konulu  sosyal medya etkinliklerinin 4. konuğu Özgür Alaz’dı.  Sosyal Medya ve Pazarlama alanının önde gelen ajanslarından Promoqube’ün kurucu ortağı olan Alaz, “Ben mesleğe atıldığımda format böyle değildi. Muhtemelen siz mezun olduğunuzda da format böyle olmayacak, birçok şey değişecek. Bu durumda sizin, şimdiden özel bir yol çizmeniz gerekiyor.” sözleriyle mesleğe atılmak isteyen gençlere yol gösterdi.

Özgür Alaz şöyle konuştu: “Gelecekte mobil iletişim yükselecek diyorlar. Gelecek konusunda tek bir kesinlik yok, tek bir doğru yok. Seçeneklerin çoğu doğru da olabilir, yanlış da. Seçenekler hakkında düşündüğünüzde doğru kavramı bile değişiyor. Bu açıdan baktığınızda gelecek geçmişe  çok az benziyor. Bunun en büyük örneği de Hilal Cebeci. Arabesk-pop yelpazesinde şarkı söyleyen bir şarkıcı, Twitter olmasaydı bu kadar ünlü olamayabilirdi. Hilal Cebeci, sosyal medya pastasından çok büyük bir pay alıyor şu an.”

Değişimin yönünü belirlemenin güç bir çaba olduğunu anlatan Alaz,  Trendyol örneğini gösterdi: “2002′de yazılan bir yazı; kıyafet, ayakkabı gibi dokunulabilecek şeylerin internette satılamayacağını söylüyordu. Şimdi ise Trendyol Türkiye’nin hızla büyüyen firmalarından.”

Reklamlar konusuna da değinen Özgür Alaz, “Reklamcılık insanın gözüne bir şey sokmaktır, onları rahatsız etmektir. Beğendiniz filmleri izlediğiniz zamanları hatırlayın. Tam filme odaklanıyorsunuz, hop reklam çıkıyor. Reklamlar budur işte, hep en sevdiğiniz anları böler.” dedi.  Facebook’taki Timeline uygulamasının kullanıcılara değil, reklamcılara yaradığını ise şu sözlerle açıkladı: “Facebook sizin hayatınızı kolaylaştırmak için değil, reklamcının hayatını kolaylaştırmak için var. Facebook sayesinde reklamcılar sizin özelliklerinize daha çabuk ulaşıyor, sizi daha iyi tanıyorlar. Timeline olayı reklamcılara yaradı resmen.”

Yaklaşık 2 saat süren İletişim Kulübü etkinliği,  kulübün saymanı Ali Kılıçlıoğlu’nun Özgür Alaz’a plaket vermesiyle sona erdi.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

GSÜ öğrencileri “EN” başarılıları seçti

 Galatasaray  Üniversitesi İşletme Kulübü’nün geleneksel olarak düzenlediği ‘EN Gecesi’nde popüler kültür dünyasından yılın en iyileri ödüllendirildi. Katılımın yüksek olduğu gecenin konukları arasında Murat Boz, Kıvanç Tatlıtuğ, Hadise, Hayko Cepkin, Fatih Altaylı, Güneri Cıvaoğlu, Fuat Akdağ, Mehmet Demirkol, Ivana Sert, Melda Yücel, Bennu Yıldırımlar, Cenk&Erdem, Rıza Kocaoğlu gibi isimler yer aldı. GSÜ öğrencileri, hocaları Prof. Dr. Yıldızhan Yayla’ya ise Onur Ödülü ile teşekkür etti.

 

Haber: Ediz TOKABAŞ

Fotoğraflar: Bartu ERCAN

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi İşletme Kulübü tarafından bu yıl 6.sı düzenlenen “EN Gecesi”nde, spordan müziğe, diziden dergiye  34 farklı dalda popüler kültürün ünlü isimlerine ödül verildi. Geceye katılım çok yoğundu. Nilgün Belgün’ün sunuculuğunu yaptığı gecede Murat Boz, “ iyi erkek pop şarkıcısı” ödülünü aldı. Eski Eurovizyon yıldızı Hadise de “en iyi kadın pop şarkıcısı” ödülüne layık görüldü. Hadise duygularını şu sözlerle ifade etti: “Ödül için çok ama çok teşekkür ederim. Sizin sayenizde Hadise var ve siz istediğiniz sürece de sahnelerde olacağım.”

“En iyi televizyon programı” ödülünü Kanal D’ de yayınlanan Şeffaf Oda kazandı. Ödülü, programın uzun yıllardır sunuculuğunu yapan Güneri Civaoğlu aldı ve şunları söyledi: “Galatasaray bir ekoldür. Lisesinde okuyamadım. Galatasaray Üniversitesi de ben üniversiteden mezun olduğumda henüz kurulmamıştı. Ödüle beni layık gördüğünüz için teşekkür ederim. Çalışma odama koyacağım en değerli ödüllerden biri.”

“En iyi gazete” ödülü, tarafsızlığına vurgu yapılarak Haber Türk gazetesine gitti. Haber Türk gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı “Ödül töreni sayesinde Hadise’nin şişman olmadığını, Murat Boz’un da Kıvanç kadar yakışıklı olduğunu gördüm” diye espri yaptı.

Bennu Yıldırımlar “en iyi kadın tiyatro oyuncusu” ödülüne layık görüldü. Yıldırımlar, “Eğitim kalitesi tartışılmaz bir kurumdan bu ödülü almak çok ama çok değerli, beni layık gördüğünüz için teşekkür ediyorum. Okul arkadaşınız Cihan Kırmızıgül uzun süredir tutuklu. 23 Mart saat 10.00’da Çağlayan Adliyesi’nde duruşması var. Sizlerden isteğim o gün o saat orada olun ve arkadaşınıza sahip çıkın.” dedi.

Geceye damga vuran isimlerden biri de “en iyi rock şarkıcısı” ödülünü alan Hayko Cepkin’di. Ödülünü alan Hayko şu sözleriyle rakiplerine göndermelerde bulundu: “7 sene önce ilk ödülümü aldığımda istediğim işi, inandığım şeyi yapıyorum daha çok görüşürüz demiştim ve insanlar o zamanlar gülmüştü. Ama verdiğiniz bu ödül yıkılmayacağımın kanıtı oldu”. Hayko Cepkin ayrıca tutuklu bulunan GSÜ öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün davasına da değindi ve “Düşüncenin ve aklın kısıtlandığı bu ortamda birbirimize destek olmamız gerekiyor.” diyerek geceye katılanları Çağlayan Adliyesi’ndeki duruşmaya davet etti.

“En iyi moda tasarımcısı” ödülü Ivana Sert’e gitti. Oldukça şık kostümüyle dikkatleri üzerine çeken Ivana kendine özgü Türkçe aksanıyla da salonu etkiledi.

Gecenin en çok yankı uyandıran ismi şüphesiz Kıvanç Tatlıtuğ oldu. İki defa sahneye çıkan Tatlıtuğ ilkinde  “En iyi dizi” ödülünü Kuzey-Güney adlı dizi adına set arkadaşı Rıza Kocaoğlu ile birlikte aldı. İki ünlünün sahnedeki sempatik tavırları izleyenlerin oldukça dikkatini çekti. İkinci defa sahneye gelen Tatlıtuğ bu sefer “en iyi erkek dizi/sinema oyuncusu” ödülünü aldı.

GSÜ Onur Ödülüne” ise Galatasaray Üniversitesi kurucularından olan Prof.Dr. Yıldızhan Yayla layık görüldü. Ödülünü almaya gelen Yayla’yı tüm salon ayakta alkışladı: “Bu üniversiteyi biz kurduk. Çoğul konuşuyorum çünkü Coşkun Kırca, İnan Kıraç ve birçok kişi bu üniversite için çalıştı. O yüzden bu okulun öğrencilerinin tercihlerine minnettarlığım var. Çok teşekkür ederim.”

Gecenin sonunda ödül alan isimler sahnede hatıra fotoğrafı çektirerek geceden ayrıldılar.

 

 

2011 yılının EN’leri ise şu şekilde sıralandı:

En iyi film: Kaybedenler Kulübü
En iyi yönetmen: Çağan Irmak
En iyi dizi-sinema kadın oyuncu: Meryem Uzerli
En iyi dizi-sinema erkek oyuncu: Kıvanç Tatlıtuğ
En iyi tiyatro kadın oyuncu: Bennu Yıldırımlar
En iyi tiyatro erkek oyuncu: Mete Horozoğlu
En iyi dizi: Kuzey Güney
En iyi kadın-erkek rock: Hayko Cepkin
En iyi grup: Model
En iyi kadın pop: Hadise
En iyi erkek pop: Murat Boz
En iyi ekonomi programı: Finans Cafe
En iyi iş dergisi: Forbes
En iyi CEO: Hüsnü Özyeğin
En iyi marka: Turkcell
En iyi SSP: Mavi Kapak
En iyi sosyal medya aktifi şirket: THY
En iyi internet sitesi: Yemeksepeti
En iyi yazar: Zülfü Livaneli
En iyi kitap: Serenad
En iyi kanal: Kanal D
En iyi haberci: Cüneyt Özdemir
En iyi Tv Programı: Şeffaf Oda
En iyi gazete: Habertürk
En iyi köşe yazarı: Yılmaz Özdil
En iyi radyo: Power Fm
En iyi reklam: Mavi
En iyi spor programı: Spor Servisi
En iyi dergi: Vogue
En iyi sporcu: Kerem Tunçeri
En iyi moda tasarımcısı: Ivana Sert
En iyi organizasyon: Akbank Jazz

GSÜ onur ödülü: Yıldızhan Yayla

Teşekkür ödülü: Yves Rocher

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

GSÜ İletişim Kulübü Twitter’de gündem oldu


Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün İnci Sözlük ekibi ile ortak etkinliği,  Twitter’ın Türkiye gündeminde, en çok konuşulan konular arasına 3. sıradan girmeyi başardı

Haber: Umur Burak Ayaz

Fotoğraflar: Onur Ocak (İnci Portal muhabiri)

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün, “Gelişen Dünya, Değişen Medya” etkinliklerinin üçüncüsü İnci Sözlük ekibi ile gerçekleştirilirken,  Türkiye’nin  internet sisteminde yaşanan aksaklıklar ve internet erişiminin her geçen gün yasaklanmaya çalışılması bir dakikalık eylemle protesto edildi.


Protestonun ardından konuşan İnci Sözlük ekibi üyelerinden Serkan İnci “Bu protestoya katılan herkese çok teşekkür ediyorum. Dünyanın en pahalı internetini kullanan ülkemizde yasaklamalara ve sosyal medyada açılan davalara karşı sesimizi yükseltmek beni oldukça mutlu ediyor” dedi.

6. baskısını geçtiğimiz günlerde yapan “İnci Sözlük – İnsanlığa Lanet” kitabının yazarları olarak Serkan İnci ve Umut Kullar’a yöneltilen “bu kitaptan ne kadar kazandınız?” sorusunu Umut Kullar, “Türkiye’de kitaptan kim para kazanmış ki, biz kazanalım? Korsan yayınlarla mücadele eden ülkemizde kitaptan para kazanmak zor iş” diye cevapladı.

İstanbul Büyükşehir Belediyespor’un taraftar grubu Boz Baykuşları temsilen etkinlikte bulunan Mehmet Mengü, İBB’nin kuruluş hikayesini dinleyicilere aktarırken sosyal medyanın grup oluşturmadaki katkısına şu örneği verdi:  “İnci Sözlük’te açılan başlıklardan birinde, taraftarı olmayan İBB’yi destekleme fikri ortaya atıldı. İlk başlarda 3 kişi maçlara giderken zamanla bu sayımız arttı ve yüzlere ulaştık. Taraftar sayımız artmaya da devam ediyor.”


Twitter’da başlatılan etiket kampanyası ile GSÜ İletişim Kulübü’nün etkinliği,  dinleyiciler ve etkinliğe okul dışından katılan İnci Sözlük kullanıcıları tarafından Türkiye gündeminin 3. sırasına kadar taşındı.

“#incigalatasaray”  etiketi ile tweet’lenen yazılar Türkiye gündeminde bir süre ön sıralarda yer alırken, konferansta yer alan izleyiciler projektör yardımıyla duvara yansıtılan Twitter etiketlerini anında görebildi. Bir saat gibi kısa bir sürede atılan tweetler ile Türkiye gündeminde kendine 3. sırada yer bulan İletişim Kulübü etkinliği, kulübün eş başkanı Ediz Tokabaş’ın İnci Sözlük ekibi adına Serkan İnci’ye plaket vermesiyle sona erdi.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Türküler Cihan için söylendi

GSÜ Endüstri Mühendisliği öğrencisi Cihan Kırmızıgül’ün 23 Mart’taki duruşması yaklaşırken GSÜ’de film gösterimleri ve konserlerle yaşanılan haksızlıklar dile getiriliyor. “Cihan’a Özgürlük” etkinlikleri çerçevesinde halk müziği topluluğu Güneşe Doğru, Türkçe, Kürtçe ve Ermenice türküleri Yasemin Göksu’yla birlikte söyledi.

Haber-Fotoğraf: C. Güneş Seferoğlu

GSÜ-HA (İstanbul) Cihan Kırmızıgül molotoflu saldırıya katıldığı gerekçesiyle işkence görmüş ve tutuklanmıştı. İki yıldır Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cihan’ı arkadaşları unutmadı. 20 Şubat’ta 2 yılını tutsak geçiren Cihan için GSÜ’de kulüplerin ortak hassasiyetiyle birçok etkinlik düzenlendi.

F Tipi Hücreleri anlatan film gösterimleri ve “tutuklu öğrencilerle dayanışma hatırası” perdesi önünde çekilen fotoğrafların ardından, Güneşe Doğru Halk Müziği Topluluğu da özlemi ve umudu anlatan türkülerini Cihan için söyledi.

Katılımın ve coşkunun yoğun olduğu konserde halk müziği sanatçısı Yasemin Göksu da türkülerini ezilen ve mücadele eden halklar için söylediğini belirtti. Konserde Mamak Türküsü, Grup Yorum’un Ulaşır Sana isimli türküleriyle Birindarim ve Ermenice Sareri Hovin Mernen (Turnam Gidersen Mardine diye de bilinen) türküler söylendi.

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Artık hepiniz birer mecrasınız, birer habercisiniz

Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü’nün “Gelişen Dünya, Değişen Medya” konferansında  konuşan Ntvmsnbc Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Yeşiltepe 69 yaşındaki annesinin bile Facebook’ta yer aldığını anlattı

 Haber-Fotoğraf: Ediz TOKABAŞ

GSÜ_HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi İletişim Kulübü “Gelişen dünya; Değişen Medya”  başlığı altında hazırladığı etkinlik serisinde “İnternet Haberciliği ve Sosyal Medya’nın Gelişimi’’konusunu uzun yıllar radyoculuk ve yurtdışında gazetecilik yapan Ntvmsnbc Genel Yayın Yönetmeni olan Ahmet Yeşiltepe ile değerlendirdi. Yeşiltepe, artık sabah gündemini gazetelerden önce Twitter’den aldığını söyledi.

 Konuşmasına ulusal ve geniş ölçekte internet kullanımıyla ilgili istatistik bilgileri aktaran başlayan Yeşiltepe şunları anlattı: “Dünya nüfusunun %30’luk kısmı yani yaklaşık 1.8 milyar insan internet kullanıcısı. Türkiye’nin yüzde 45’i internet kullanıcısı, yüzde 50’si günde en az bir kere internete bağlanıyor. Türkiye, kullanıcı başına aylık internet kullanımı süresinde Avrupa’da 31 saat ile 3.sırada.  Sitelere sosyal ağlardan bağlananlar internette çok daha fazla zaman geçiriyorlar, çok daha fazla içerik paylaşıyorlar.”

 İnternet kullanımının sınır tanımadığını kendi hayatından bir örnekle de paylaşan Yeşiltepe annesini örnek verdi: “69 yaşında bir annem var. Geçenlerde Facebook hesabı açtı, şiir grubu falan var, bayağı da popüler oldu. Annem son derece mobil yaşıyor. Çağımızın gereği bu artık.”

İnsanların bilgi edinme ve haber alma yöntemlerinin çeşitlendiğini söyleyen Ahmet Yeşiltepe “Türk insanı haberi sosyal paylaşım sitelerinden takip ediyor. Ne kadar gündemi gazeteler belirliyor desek de, her sabah kalktığımda Twitter üzerinden gündeme bakıyorum. Sosyal paylaşım siteleri bilgi edinmeyi kolay hale getiriyor. Türk okuyucusu haberleri okumayı pek sevmiyor, görsel istiyor. Türkiye’de satılan kitap sayısı da bunu açıkça gösteriyor, okumayı pek sevmiyoruz. Bazen bize eleştiriler geliyor (sitenizde çok yazı var) diye. Böyle bir şey olabilir mi? Haber sitesiyiz biz, tabii ki yazı olacak.”

 Son zamanlarda bazı medya kuruluşlarının uygulamaları ile gelişen “vatandaş gazeteciliği”ne de değinen Yeşiltepe bu konuyu şöyle açıkladı:

 “Vatandaş gazeteciliği Türkiye’de biraz riskli bir iş. Vatandaş gazeteciliği yapalım dediğimizde (Sivas’ın Kangal yakınlarındaki derede çok iyi rakı içilir) diye haberler geliyor bize. Vatandaş haberciliği bu değil. İspanya’da Messi’yi gören Türklerin videosunu görmüşsünüzdür. Vatandaş haberciliği değil bunlar. Bunlar vatandaş geyiği. Vatandaş haberciliğinin en güzel örneklerinden biri, Stefani Gordon’un fotoğrafı olsa gerek. Uçaktayken, yakınlardaki bir uzay istasyonundan atılan uzay mekiğinin fotoğrafını, Stefani Twitter’a yükledi ve bu fotoğraf defalarca re-tweet edildi, haber sitelerinde yayınlandı.”

 Yeşiltepe gazetecilikle ilgili oldukça ilginç değerlendirmelerde de bulundu: “Türkiye’de erkeğin kötü yola düşmüşüne gazeteci derler. Herkes gazeteci olabilir, gazeteci olmak zor iş değil. Sadece bir şeye ihtiyacınız var, o da bu ülkenin çok ihtiyacı olan bir şey: vicdan. Vicdana sahip değilseniz haksızlığa hukuksuzluğa karşı bir şey hissetmiyorsanız Türkiye’de gazeteci olmayın.”

 Gelecek dönemde internet haberciliğinin çok büyük önem kazanacağını belirten Ahmet Yeşiltepe, üniversite öğrencilerinin bu mecraya yönelmeleri gerektiğini vurguladı:

 “Kendinizi geliştirin, ufkunuzu açın. Bu sektörde bir dili çok iyi bilmek önemli.. Dil avantajınızı tasarım ve yazılım ile birleştirdikten sonra buna bir de gazeteciliği kattığınız takdirde önümüzdeki süreç sizlere büyük fırsatlar sunacaktır. Sosyal medyayı satın alamazsınız, sadece ona katılabilirsiniz. Biz bu anlayış ile hareket ediyoruz ve sizin de bunun farkında olmanızı istiyoruz. Artık hepiniz birer mecrasınız, birer habercisiniz.”

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Dürüstlük bazen öldürür

Altın Portakal Film Festivali’nde beş dalda ödül alarak 2012’ye damgasını vuran “Zenne”  filminin yönetmenlerinden M.Caner Alper, başrol oyuncusu Kerem Can ve oyuncu kadrosundan Rüçhan Çalışkur, Ünal Silver ve Erkan Avcı Galatasaray Üniversitesi’nde katıldıkları söyleşide, “Filmdeki temel amaç, işlemeyen bir hukuku, işleyen bir hukukla işletmekti” diyerek eşcinseller üzerindeki baskılara dikkat çektiler

 Haber ve Fotoğraf: Ediz TOKABAŞ

 GSÜ_HA (İstanbul) 2012 yılında 5 dalda Altın Portakal ödülü alan Zenne filminin yaratıcıları Galatasaray Üniversitesi Öğrenci Konseyi Kültür Sanat Komitesi’nin konuğu olarak öğrencilerin sorularını yanıtladılar. Yönetmen M.Caner Alper, başrol oyuncusu ve “zenne” karakterini canlandıran Kerem Can ve oyuncular  Erkan Avcı, Ünal Silver ve Rüçhan Çalışkur Türkiye’nin ilk gay namus cinayeti olarak basına yansıyan olayı beyazperdeye aktardıklarını anlattılar.

 Yönetmenin ilk filmi olan “Zenne”, 2008 yılında homoseksüel olduğu için babası tarafından öldürülen Ahmet Yıldız’ın hikayesini konu ediniyordu. M.Caner Alper filmin senaryosunu ve beyaz perdeye aktarılmasını şöyle anlattı: “2008 yılı Temmuz ayında, henüz 26 yaşındaki arkadaşımız Ahmet Yıldız evinin önünde 7 kurşunla can verdi. Babası halen gıyabında cinayetten aranıyor. Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazırlanan İstanbul’da gerçekleşen olay dünyanın önde gelen gazetelerine Türkiye’nin ilk gay namus cinayeti olarak yansıdı. Bu olayın etkisindeki vicdanımızı rahatlatmak için Zenne’yi bir sinema filmine çevirmeye karar verdik.’’

 Gişe kaygımız yoktu

 Filmdeki karakterler gerçek kişiler temel alınarak oluşturulduğunu ancak işlediği konuların ve hikayelerin filmde kurgusal olarak farklılaştığını anlatan yönetmen ve oyuncular, filmlerinin gişe kaygısından uzak olarak çekildiğini belirttiler. Ünal Silver  “Filmdeki temel amaç, işlemeyen bir hukuku, işleyen bir hukukla işletmekti. Bu yüzden gişe kaygımız yoktu. Biz slogan olmamaya çalıştık. Basının bize sahip çıkması mesajımızı aktarmamız için büyük bir kaynak oldu.” dedi.

 Filmdeki temel göndermeler ve semboller üzerinde de konuşuldu. Yönetmen, kostümlerin özel olarak tasarlandığını belirtirken şunları söyledi: “Zenne Can’ın kostümleri büyük bir dikkatle seçildi, bundaki amaç, Can’ın kafesteki bir kuş olduğunu vurgulamaktı. Ancak kafesinden her çıkışında sokaklarda tehlikelerle karşı karşıya kalıyordu. Bu tehlikeler bazen polis, bazen inzibat, bazen de Can’ı anormal olarak kabul edenler oluyordu.”

 Film boyunca oyuncular arasındaki uyumu ve bütünlüğü ise başrol oyuncusu Kerem Can ve Erkan Avcı şöyle açıklıyor: “Ekip olarak her şeyden önce bir bütün olduk. Ahmet Yıldız’ın mezarını ziyaret ettik, o ruhu o atmosferi yakalamak istedik ve ardından hakikati yakalamak için çabaladık. Bu sayede biz filmi kamera arkasında defalarca yaşadık ve böyle bir film ortaya koyduk.”

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın