Kentsel riskten toplumsal krize

GSÜ ve Toulouse II Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği “Kentsel Risklerin Yerel İnşaası ve Yönetimi/Yönetişimi” seminerinde risklerin hem sosyal hem de teknik nedenleri irdelendi. Konferansta, ancak felaketler yaşandıktan sonra risklerin konuşulduğuna dikkat çekildi

Haber- fotoğraf: C. Güneş Seferoğlu

GSÜ_HA (İstanbul)GSÜ ve Toulouse II’nin ortak projesi kapsamında gerçekleştirilen “Kentsel Risklerin Yerel İnşaası ve Yönetimi/Yönetişimi” seminerinde,yaşanan kentsel riskler ele alındı.  Türkiye ve Fransa örnekleri üzerinden yaşanan kimyasal patlamaların yarattığı tahribat , risk algısındaki kırılganlık tartışıldı.

Şehir merkezinde bomba; kimyasal fabrikalar

Toplantının ilk oturumunda İş Müfettişi ve İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi üyesi Şeref Özcan, endüstriyel tesisler şehir dışına çıkarıldığında işçi ölümlerinin azaldığına dikkat çekti.  21 kişinin öldüğü Davutpaşa’daki kimyasal patlamayla ilgili, “Buraya kaçak tesis dense bile her türlü idare buraya girmiş. Kayıtlarda oyuncak üretildiği yazıyor ama patlayıcı maddeler zabıta denetiminde taşınıyor.” dedi. Sosyolog Dr. Gilbert de Tersac da Toulose’da yaşanan AZF patlamasını ve yaptıkları çalışmaları anlattı, “Kimse bu kadar büyük bir felakete hazır değildi, en yakın hastanenin acil kısmının anahtarı yoktu ve su basmıştı. Öngörülenlerin hiç biri o anda gerçekleşmedi.” diye anlattı. Patlamadan önce bir uzmanın fabrikayı riskli bulduğunu ve 1999’da yazdığı kitabın bazı çevre kurumları dışında ciddiye alınmadığını aktardı. “1924’ten beri şehrin ortasındaki bombayla yaşıyorduk, ancak fabrika patlayınca tehlikeyi anladık”dedi.

İTÜ Metoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da şehir sellerinin oluşturduğu riskleri anlattı, sorunun baraj yapımıyla çözülemeyeceğini belirterek,  kriz masaları yerine risk yönetimine önem verilmesi gerektiğini vurguladı. “Hükümet herhangi bir risk yönetimine katılmıyor, politikalar üretilirken halkın katılımı sağlanmıyor. Vatandaş afet durumunda ancak afetzede olarak rol alıyor.” diyerek katılımı savundu ve seller nedeniyle depremlerden daha fazla kayıp yaşandığına dikkat çekti.

Bilgi paylaşımı

AXA Sigorta temsilcisi Fatih Göze ve Barış Altın teknolojinin ilerlemesine rağmen afetlerin büyük maliyetleri olduğunu ve 2010 – 2011 döneminde afetlerin daha da arttığını anlattılar.Sigortasız bölgelerdeki maaliyetin ise büyük oranda devletin bütçesinden karşılandığına dikkat çektiler. “Sigorta şirketleri kendi ilgilerine göre çok önemli veriler oluşturuyor ancak birleştirmek çok önemli” diyerek ABD’deki FEMA kuruluşunun örnek alınarak bir  Afet Koordinasyon Merkezi’nin kurulmasını önerdiler.

Doğal risklerin önlenmesinin hukuki boyutunu ele alan Yrd. Doç. Dr. Bige Açımuz yerel yönetimlerin yetkisi bakımından hukuki bir kargaşa olduğundan bahsetti, “İstanbul’da yenilenecek bölgelerde yerel yönetimlerin rolü minumum seviyede, bilgi aktarımı konusunda sorunlar var, hazırlanan raporların yayınlanma zorunluluğu yok.” sözleriyle mevcut koşulları eleştirdi.

 

“Bana bir şey olmaz”

AKUT araştırma sorumlusu Dr. Çağlar Akgüngör Türkiye’deki bireysel risk algısının kaderci bir tarafının olduğunu belirterekbazı durumlarda bu anlayışın arkasında sosyal ve ekonomik sorunların yattığına dikkat çekti. Çalışanların hayatını riske attığı durumlarda,  sorununa çözüm bulamayan bu insanların dua etmekten başka şansı kalmadığını belirtti. Kollektif risk algısında ise kurumların  sorumluluk almadığını ve olayların sorumlusunun saptanmadığını söyledi. Sosyolog Dr. Franc Dorsa,  sosyal risk kavramı üzerine yaptığı sunumda sosyal risk’in bir inşaa olduğunu, kenar mahalleler ve belli bölgeler için tehlike söylemiyle olumsuz algılar yaratıldığını aktardı. İstanbul’un Suriçi ve Sivrihisar bölgelerinde yaptığı çalışmaları aktaran Dr. Franc “Bu araziye biraz girince, katılımcı gözlem yapınca daha farklı açılara gidilebilir. Tehlike söylemiyle kıyaslandığında o kadar da tehlikeli olmadığı anlaşılıyor. İşsizlik ve barınma gibi daha rahatsız edici risklerle yüzleşmemek için bir takım kolektif riskler inşaa ediliyor. Böylelikle bir umutsuzluk ve çaresizlik de inşaa edilmiş oluyor.” dedi.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>