GSÜ’de “ Büyük Kapatılma”

Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji kulübünün düzenlediği “Üniversitelerde ve Akademide Büyük Kapatılma” adlı panele katılan konuşmacılar uzun tutukluluk sürecinin cezaya dönüştüğünü söyledi.

Haber: İbrahim Arslan

Fotoğraflar: C. Güneş Seferoğlu

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi Sosyoloji kulübünün düzenlediği “Üniversitelerde ve Akademide Büyük Kapatılma” adlı panelde son dönemlerde artan öğrenci tutuklamaları üzerine konuşuldu. Çoşkun Kırca Salonu’nda gerçekleştirilen panele Galatasaray Üniversitesi öğretim elemanlarından Dr. Gülşah Kurt Yücekul ve Dr. Güçlü Akyürek, Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ferda Keskin konuşmacı olarak katıldı. Moderatörlüğünü Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi’nden Deniz Gedik’in yaptığı panelde tutukluluk sürecinin ceza verme sürecine dönüştüğü belirtildi.

İfade özgürlüğü, gösteri ve protestoların hukuksal çerçevesine değinen Dr. Güçlü Akyürek, ifade özgürlüğünün rahatsız edici fikirleri kapsadığını ancak mevcut kanunlarla bu özgürlüğün gerçekleştirilemediğini belirtti.  Akyürek, “Yumurta atma” eylemlerine de değinerek, “ yumurta atma eylemleri yeni bir protesto biçimidir. İfade özgürlüğü bir şey demekten ibaret değildir; bir vücut hareketi, şarkı söylemek, film çekmek de ifade özgürlüğüdür” dedi.

Gülşah Kurt Yücekul ise tutuklama sürecine değinerek şunları aktardı: “Tutuklama bir koruma tedbiri olarak düzenleniyor ceza hukukunda. Tutuklama, kişinin kaçmasını engeller ve cezanın yerine getirilmesini sağlar ya da delillerin karartılmasını engeller. Ancak günümüzde bu farklı bir niteliğe dönüştü. Tutuklamada süre sınırı vardır, delil ortadan kalkınca  tutuklama son bulur. Tutuklama kişi özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırdığı için en ağır koruma tedbiridir.  Başvurulması gereken son çare budur. Uygulanması gereken adli kontrol sistemidir. Belirli aralıklarla karakola başvurma, yurtdışına çıkmama, belli taşıtları men etme ve ya belli bir teminat karşılığı gibi kararlarla salıverilmedir.”  Bu koşulların neredeyse hiç uygulanmadığını verdiği istatistik  bilgilerle destekleyen Yücekul, “ yirmi ay tutuklu kalıyor biri sonra beraat ediyor. Tutuklamalar ceza gibi uygulanıyor, bu da bir strateji. Devlet tazminat ödememek için bu süreye uygun ceza veriyor” dedi.

Bu sorunları tartışmak için konuya 12 Eylül’den başlamak gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ferda Keskin, Diyarbakır Cezaevi gibi bir takım örnekler yaşandığını ve kamuoyunun bunu yeni yeni öğrendiğini belirtti. Tutuklu bulunan öğrenciler için kendi öğrencisinden örnek veren Keskin şöyle devam etti: “ Bir  öğrencim KCK tutuklusu, nedeni ise 1 Mayıs’ta çekilmiş resimler ve videolar. 1 Mayıs alanı gösteri için açılıyor, izin alınıyor. Daha sonra orda olmak delil sayılıyor, eğer bu bir kanıtsa, bu salondan bir çok insan tutuklu olmalı. Yasa ile uygulaması arasında çelişkiler var…”  Daha sonra kapatılma ve devletleşme sürecini değerlendiren Keskin, “ Foucault daha sofistike bir iktidardan söz ediyor. Bu noktada AKP’nin politikalarına dikkat çekmek gerekiyor. Giderek bir şiddet söylemi yayılıyor. Mevcut hükümet, devletleşmeye çalışıyor ve bunu şiddet üzerinden yapıyor” dedi.

Konuşmacılardan sonra söz alan öğrenciler kapatılma koşullarına değinerek öğrencilerin tutukluluk sürecinde eğitim haklarını kullanamadıklarını dile getirdi.  Devletin protestolara  katılan öğrencileri “terörist” olarak algıladığını ve bu nedenle meselenin yasalarla değil, yeni bir anayasa ile değil, devletin yaklaşım biçimi ile ilgili olduğu belirtildi.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>