“Anadolu’nun son tutsakları: Eşcinseller”

GSÜ’de düzenlenen Homofobi Karşıtı Buluşma’da Kaos GL aktivisti Ali Erol, heteroseksüalizm baskısına karşı verilen mücadeleyi anlattı. Erol, eşcinsellerin “suçu olmayan suçlu” olarak görüldüğüne dikkat çekti.


Haber- Fotoğraf: Mizrabi Cihangir Balkır

GSÜ-HA (İstanbul) Galatasaray Üniversitesi, KAOS GL tarafından üniversitelerde düzenlenen Homofobi Karşıtı Buluşma’ya ev sahipliği yaptı. GSÜ öğrencileri ve akademisyenlerinin katıldığı buluşmada, homofobiye karşı mücadele tartışıldı.

Türk eşcinsellerin, maruz bırakıldıkları ayrımcılığa karşı mücadele etmek amacıyla oluşturdukları Kaos GL grubunun aktivistlerinden Ali Erol’un konuşmasıyla başlayan toplantıda,  eşcinsellerin, homofobi tartışmasının nesnesi olmaktan çıkıp öznesi konumuna geçişleri üzerinde duruldu.  Homofobi tartışmasının önceleri akademik planda, eşcinsellerin konu edilerek yapılmaya başlandığını söyleyen Erol, kamuoyunda eşcinsellerin konuyu tartışmaya başlamaları ile konunun, ‘hastalık’ algısından çıkarak  ‘hak arayışına’ geçişini sağladığını anlattı.

Eşcinsellerin 2001′de 1 Mayıs’ta Kaos GL ve Gökkuşağı bayrağı ile meydana çıkmalarının, LGBTT (Lezbiyen Gay Biseksüel Travesti Transseksüel) hareketinde bir dönüm noktası olduğunu da belirten Erol, medyada eşcinsel temsilinin ve homofobik dilin durumunu da şöyle irdeledi:

“Eşcinsellerin görünür olmadığı dönemde medya kendi eşcinsel algısını karikatürize edip sunuyordu. O zamanlar için farklı konumlanan iki gazete Hürriyet ile Cumhuriyet aynı dili kullanıyordu. Medya tarihinde eşcinsellere bakış açısından farklı bir tutum Güneş gazetesinde vardı. Doğrudan LGBTT dilini kullanıyordu Güneş Gazetesi. Aynı sahibe ait Tan Gazetesi ise ‘hötöröf’ olarak tanımlama yapan bir bakışa sahipti. Bugün büyük gazetelerde bazı iyileşmeler olduğunu görsek de, aslında homofobik dil, farklı gazeteleri barındıran aynı binadaki başka katlara taşınıyor sadece.”

Toplantının tartışma kısmına geçildiğinde “Kaos GL’nin diğer LGBTT örgütlerinden farkı ne?” sorusuna Erol daha geniş bir çerçevede şöyle cevap verdi:

“1994′ten beri aralıksız çıkan Kaos GL Dergimiz ve internette kapsamlı habercilik yapma uğraşında olan bir sitemiz var. 90′lardan önce harekette süreklilik yoktu. LGBTT’ler günlük tepkiler için buluşulup sonra dağılıyordu. Bizim amacımız mağdur diline bel bağlamadan, çemkirmeden, sözünü söyleyebilmek ve sadece homofobiye karşı değil heteroseksüalizme karşı da mücadele vermek.  Ama ana rengimiz ne olursa olsun, her eşcinsele ulaşmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Örneğin Kaos GL antimilitaristtir ancak aynı zamanda eşcinselliği nedeniyle Harp Okulu’ndan atılan bir öğrenci de, Ordu’dan atılan bir subay da bizim sorunumuzdur.”

Erol, LGBTT mücadelesinin Türkiye’deki diğer mücadelelerle ilişkisi konuşulurken, muhalif hareketlerin çok katmanlı olması ve ezilenlerin dayanışma içerisinde kapsamlı bir muhalefet yapması gerektiğini söyledi.  Türkiye’de LGBTT mücadelesinin farklı bir yerde olduğunu da ekleyen Erol şöyle devam etti:

“BM, sadece ‘eşcinseller öldürülmesin’ diyen ve bunun ötesinde hiçbir talebi barındırmayan bir bildirge hazırladı. Ama Türkiye bu metni iki senedir imzalamıyor. Türkiye’de eşcinsel sorunu yok dediler, LGBTT kurumları devlete başvurmuyor dediler, zaten yasal bir ayrım yok dediler. Türkiye ısrarla LGBTT mücadelesini inkâr ediyor. Anadolu’da birçok mücadele ses buldu; örneğin Kürt hareketi, Alevilerin mücadelesi, kadın hareketi yadsınamaz boyutlara geldi. Anadolu’nun son tutsakları eşcinseller kaldı.”

 

 

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>